Facebook Pixel

Çölyak Hastalığı ve Beslenme Tedavisi

Çölyak hastalığı, ince bağırsaklardaki protein emilim bozukluğudur. Basit bir şekilde açıklayacak olursak; ince bağırsağın başta buğday içerisindeki glütene ve yulaf, arpa, çavdardaki glutene benzeyen diğer tahıl proteinlerine karşı tepki göstermesidir. Hastalık ‘’Gluten Enteropatisi’’ olarak da bilinmektedir. Çölyak hastalığı olan bireylerde bu tahıl proteinleri ince bağırsak duvarında toksik etki yapmaktadır. İnce bağırsak mukozası normal yapısını kaybeder, villuslarında atrofi meydana gelir ve besin ögelerinin emilimi bozulur. Hastalığın tek tedavi yöntemi vardır ve bu ‘’Yaşam Boyu Glutensiz Diyet’’tir. Peki, çölyak hastalığı belirtileri ve beslenme şekilleri nelerdir?

Çölyak Hastalığı Belirtileri

çölyak hastalığı belirtileri

 

Çölyak hastalığı belirtileri genellikle bebeğin ek gıdaya geçtiği, glutenle ilk tanışmaya başladığı zamanlarda ortaya çıkmaya başlasa da çocukluk, ergenlik ya da yetişkinlik döneminde de ortaya çıkabilir ve birey bu dönemlerde de tanı alabilir.

Çocuklarda görülen başlıca belirtiler:

  • Büyüme ve gelişme geriliği
  • Yaşa göre olması gerekenden daha kısa boy ve ağırlık
  • Başlangıçta aralıklı ancak sonrasında devamlı olan diyare (ishal) varlığı
  • İştahsızlık ve kusma

Yetişkinlerde görülen başlıca belirtiler:

  • Tekrarlayan karın ağrıları
  • Karında şişlik ve kabızlık
  • Bulantı ve kusma
  • Aralıklı veya devamlı diyare
  • Kronik yorgunluk
  • Özellikle oral demir (Fe) tedavisine yanıt vermeyen demir eksikliği anemisi
  • D,E,K vitaminlerinde eksiklik

Glutensiz Diyet

çölyak hastalığı belirtileri

Şu an için çölyak hastalığının tek tedavisi glutensiz diyettir. Yaşam boyu devam ettirilmeli ve diyete tam uyum sağlanmalıdır. Hasta bireyin diyetine tam uyum sağlaması halinde 1-7 gün içinde klinik bulguları düzelir, iştahı açılır. 6-24 ay içerisinde de ince bağırsak mukozası normal haline döner. Ancak diyete uyulmadığı durumlarda hastalarda büyüme geriliği, boy kısalığı, besin öğesi eksiklikleri ve bu eksikliklere bağlı hastalıklar, anemi, osteoporoz, kızlarda infertilite, spontan abortus (gebelik kaybı – düşük), düşük doğum ağırlıklı bebek ve erken doğum görülebilir.

Glutensiz diyet kavramını bazı hastalar beslenmesinden sadece ekmek ve hamur işlerini çıkarmak olarak yorumlamaktadır. Ancak glutensiz diyette buğday, arpa, çavdar ve bu tahıllardan yapılmış ürünler ( irmik, bulgur, makarna, nişasta, malt, bira, boza vb.) diyetten kesinlikle çıkarılmalıdır. İçerisine ekmek konmuş köfteler, unla kızartılmış balıklar, içerisine un giren sütlü tatlılarda bu bireylerin diyetinde yer almamalıdır. Saf yulafın çocuklar için günlük 20-25 gram, yetişkinler için günlük 50-70 gram güvenilir alım düzeyi kabul edilmekle birlikte konu hala tartışmalıdır. Bu nedenle yulafta riskli besinler arasında yer almakta ve ‘’glutensiz’’ ibaresi olmadığı takdirde tüketilmemelidir.

Besinler dışında kullanılan ilaçlar, vitamin-mineral takviyeleri, gıda katkı maddeleri, soslar ve diş macunu gibi ürünler içerisinde de gluten bulunabilir. Hastalar bu konuda çok dikkatli ve aynı zamanda iyi bir etiket okuyucusu olmalıdır. İçeriğini bilmediği, dışarıdan, marketlerden aldığı paketli ürünlerinde etiketini okumalı, bunların gizli gluten kaynağı olabileceğinin farkında olmalıdır. Öyle ki kişiden kişiye değişmekle birlikte çok az miktardaki gluten bile hastada semptomların görülmesine neden olabilir.

Ülkemizde 20 mg/kg altında gluten bulunduran ürünler ‘’glutensiz’’ olarak etiketlenip, güvenli kabul edilmektedir. Evde aynı yerde hazırlanan besinlerde de çapraz bulaşmayı engellemek için önce glutensiz ürünler sonra glutenli ürünler hazırlanmalıdır. Tanı sonrasında hasta bireylerde laktoz intoleransıda görülebilmektedir. Bu nedenle diyet başlangıcında ilk 3 ay özellikle süt ve rahatsızlık veriyorsa peynir ve yoğurt gibi süt ürünleride diyetten çıkarılmalıdır. Daha sonra süt ve ürünleri tekrar diyete eklenir.

Glutensiz Diyette Serbest Besinler

serbest besinler

Çölyak hastaları için et, tavuk, balık, süt ve ürünleri, kurubaklagiller, yağlı tohumlar,  meyve ve sebzeler, yumurta, bitkisel yağlar ve kuru yemişler gluten bulundurmaz ve güvenilirdir. Ancak özellikle tuzlu kuruyemişler unla kavrulduğu için kavrulmuş kuruyemişlere dikkat etmek gerekir.  Ayrıca tahıllardan pirinç ve mısırda gluten içermez ve bu hastalar tarafından kullanılabilir. Bunların yanı sıra yalancı tahıl olarak adlandırılan karabuğday, kinoa, amaranthı da kullanabilirler. Yalancı tahıllar iyi bir karbonhidrat, vitamin, mineral ve posa kaynağıdır. Un olarak pirinç unu, mısır unu, nohut unu, patates unu, kestane unu, karabuğday unu, keçi boynuzu unu gibi unlar piyasada bulunmakta ve çölyak hastaları tarafından kullanılabilmektedir. Çölyak hastaları için glutensiz olarak üretilmiş birçok ticari üründe bulunmaktadır. Hastalar bu ürünleri alırken üzerinde ‘’glutensiz’’ ibaresinin olmasına dikkat etmelidir.

Çölyaklı Bireylerin Değerlendirilmesi

çölyak hastalığı belirtileri

Çölyaklı bireylerin enerji ve besin öğesi ihtiyaçları normal bireyler ile aynıdır. Ancak yapılan araştırmalar gluteni hayatından çıkaran ama doğru glütensiz besinleri seçemeyen çölyaklı bireylerin diyetlerinin yüksek yağ, yüksek şeker ve yüksek kalori içerdiğini göstermektedir. Bunun nedenleri arasında üretilen glütensiz ürünlerin gluten içerenlere kıyasla daha fazla karbonhidrat, doymuş yağ içerdiği, glisemik indekslerinin yüksek olduğu, protein, vitamin-mineral ve posa içeriğinin ise daha az olduğu gösterilmiştir. Bu şekilde beslenen hastalarda obezite riskinin arttığı, besin ögesi yetersizliklerinin de devam ettiği bildirilmiştir. Doğru diyet ve yaşam tarzı alışkanlıkları için hasta ve ailesi uzman bir ekip tarafından eğitilmeli ve hasta belirli aralıklarla takip edilmelidir. Diyeti bireyin yaş, cinsiyet, yaşam tarzı ve ihtiyaçlarına göre diyetisyen tarafından hazırlanmalıdır. Diyetinde doğal besinlere ağırlık verilmelidir. Bu bireylerde özellikle demir, folik asit, B12, D vitamini gibi vitamin ve mineral eksiklikleri sık görüldüğü için takibi yapılmalı gerekirse takviye kullanılmalıdır.

Bir Hatırlatma

Sevgili anneler, anne sütünün de çölyak hastalığında koruyucu rolü olduğu bilinmektedir. Bebeklerin anne sütü almaması çölyak hastalığı görülmesinde bir risk faktörüdür. Ayrıca yapılan çalışmalarda bebeklerin glütenle 4.aydan önce ve 7.aydan sonra tanışmalarının da çölyak hastalığı riskini arttırdığı belirtilmiştir. Ek gıdaya geçen bebeklerin 4-7 ay arasında glütenle tanıştırılması gerektiği önerilmektedir.

Faydalı olması dileğimle…

Diyetisyen Akgül Cingöz

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu