Facebook Pixel

Otizm Spektrum Bozukluğunda Beslenme

Otizm, hastanın hayatı boyunca devam eden karakteristik semptomla, akıl yürütme, sosyal temaslar ve iletişim alanlarındaki bozuklukları barındıran nörogelişimsel anormalliklerdir. Otizm spektrum bozukluğu için genetik bir köken tanınmış olmasına rağmen, çevresel faktörler, bağışıklık bozuklukları ve nörotransmitter sistemlerindeki değişiklikler rol oynamaktadır. Sıklıkla zihinsel yetersizlik, epilepsi gibi hastalıklarla bir arada görülen otizm etiyolojisinde yüksek derecede genetiktir. Potansiyel olarak yüzlerce gen otizm riskine katkıda bulunmaktadır. Son yıllarda otizm spektrum bozukluğu prevelansındaki ciddi artış, çevresel etmenlerin oldukça etkili olduğuna işaret etmektedir. Bu artışla birlikte beslenme bu konuda oldukça önemli bir hale gelmekte ve yeni çözüm önerileri gerektirmektedir. Gelin hep birlikte otizm spektrum bozukluğunda beslenme nasıl olmalı bir göz atalım.

Otizmde Duyusal Hassasiyet

Otizm spektrum bozukluğunda duyusal uyaranlara verilen yanıtlardaki anormallikler oldukça yaygındır ve bu anormallikler belirli duyusal uyaranları aramak için uyumsuz ve tekrarlayan kalıpları içerebilir. Otizmli çocukların sıklıkla duyusal duyarlılıkla (örneğin kulakları yüksek, beklenmedik seslerle örtmek; kısıtlı yiyecek tercihleri), duyusal yetersiz yanıtla (örneğin isme yönelmeme veya ağrıya tepki vermeme) veya duyusal arama ile ilişkili davranışlar sergilediği bildirilmektedir. Örneğin; sallanma, el çırpma, gürültü yapma. Bu semptomların altında yatan nörobiyoloji tam olarak bilinmemektedir. Ancak otizm spektrum bozukluğunda tanımlanan beyin yapısı ve fonksiyonundaki diğer anormalliklerle ilişkili olabilir. Otizm spektrum bozukluğu tanısı ve sınıflandırmasında duyusal alt tiplerin ve özelliklerin farklılaşması önemlidir.

otizmde duyusal hassasiyet

 

Otizmde Besin Seçimleri

Otizm spektrumu aynı zamanda duyarlılık içeren duyusal problemlerin de yaşam boyu görüldüğü, beslenme, eğitim, kariyer gibi alanlarında oldukça etkilendiği aile ve personeller ile multidisipliner bir müdahale gerektiren bir bozukluktur.

Otizm spektrum bozukluğu bulunan çocukların büyük bir çoğunluğu beslenme yetersizliği açısından risk altındadır. Bu spektrumda genellikle çocuklarda yüksek beden kitle indeksi görülmekte ancak besin seçimindeki duyarlılık ve dengesizlikten besin ögelerinde belirgin bir eksiklik bulunmaktadır.

Atipik duyusal duyarlılığı olan otizmli çocuklarda özellikle gıdayı reddetme, iştahsızlık görülmektedir ve bu çocuklar beslenme açısından yüksek risk altındadırlar. Yapılan bir çalışmada atipik duyusal duyarlılığı olan çocukların kabul edecekleri yiyecekleri daha fazlaca irdeledikleri, besinleri reddetme oranlarının daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Bu çalışmada atipik duyusal duyarlılığı olan çocukların oral duyusal duyarlılığı olan çocuklara oranla besin seçimlerinde daha fazla olumsuz davranışlar sergiledikleri görülmüştür.

Yine yapılan bir çalışmada bireylerin besin seçiminde en çok 5 besin üzerine yoğunlaştığı, özellikle sebze meyve tüketiminin çok düşük olduğu ve sık sık bazı besinleri tükettiği, birçok besinin reddi, yemek yeme saatleri konusunda büyük sıkıntılar yaşandığı gözlemlenmiştir.

otizm beslenme

Otizmde Beslenme Eğitimi

Çocuklar ve ebeveynler arasındaki ilişki, ailenin çocuğa karşı tutumu yeme / beslenme sorunlarının çözümünde önemli bir etkendir. Çocuğun istemediği besinlere zorlanması, sürekli yüksek kalorili besinler istemesi ve bu besinlere ulaşabilmesi, ailenin davranışlarını rol-model alması en önemli etkenlerdendir. Otizm spektrum bozukluğu teşhisi almış her çocuğun ailesi beslenmeyi de içermek üzere tüm konular açısından eğitime alınarak erken müdahale programlarına katılmalıdırlar. Ebeveynlerin tutumlarının çocuğunun gelişimine katkıda bulunacak şekilde yönlendirilmesi ve bu süreçte tüm faktörlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Otizm spektrum bozukluğunda gıda seçiciliği:

  • Seçici yeme
  • Sık besin reddi
  • Sınırlı besin repertuarları
  • Birkaç besinin aşırı alımı
  • Yüksek karbonhidrat tüketimi

gibi davranışlarla karakterizedir.

Uygulanan tedavi yöntemleri arasında gıdaların dokusunun ve kıvamının daha yönetilebilir duyusal özelliklere dönüştürülmesi ve duyusal duyarlılığı azaltmak için duyusal bir bütünleşme yaklaşımı kullanılması yer alabilir. OSB bulunan çocukların tat ve koku alma duyumlarını doğru bir şekilde yapamadığı bu durumun da duyusal uyaranlara aşırı veya düşük tepki vermeye neden olduğu düşünülmektedir. Bu tedavideki en önemli unsur her çocuğun benzersiz duyusal özelliklere sahip olması sonucu planın bireyselleştirilmiş bir şekilde yapılmasıdır.

Otizm spektrum bozukluğunda birçok tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemi uygulanmakta ve bazı özel diyetler bu konuda büyük yer tutmaktadır. Ancak her diyetin çocuğa özgü olarak olumlu ve olumsuz yönleri bulunmaktadır. Bu diyetler otizm spektrum bozukluğu için en önemli yaklaşımlardan bazıları olsa da beslenme durumunun iyileştirilmesi de günlük yaşam için çok önemlidir.

otizmde beslenme nasıl olmalı

Ailelerin bu konuda büyük stres yaşamaları ve çocukları için kaygı duymaları beslenmenin otizm spektrum bozukluğu için günlük hayatta en büyük yer tutmasına neden olmaktadır. Diyetisyenin, ailenin ve bakıcının geri bildirimleriyle çocuğu detaylıca değerlendirip bir beslenme yaklaşımı uygulaması gerekmektedir. Çocuğa yapılabilecek alternatif seçenekler arasında:

  • Eğer çocuk sürekli aynı çatal, kaşık ve tabağı kullanıyorsa bunlar değiştirilmemeli aynı şekilde devam edilmelidir.
  • Eğer çocuk herhangi gürültülü bir ortamda yemek yemek istemiyorsa ya da aksi şekilde sessiz ortamlardan hoşlanmıyorsa çocuğun en rahat olduğu ortam sağlanmalıdır.
  • Aileye oyunlar geliştirerek yemek yemeyi eğlenceli bir hale getirmesi öğretilmelidir.
  • Çocuğun belirli yiyecek ambalajlarına ilgisi varsa o ürünler sağlanmalı ya da onlara benzetilmelidir.
  • Çocuk belirli renkteki yiyeceklerden hoşlanıyorsa yiyecekler birbirine benzetilmeli, gerekiyorsa besinler karıştırılarak çocuğun sevdiği renk sağlanmalıdır.
  • Ancak çocuk besinleri bir arada tüketmekten hoşlanmıyor ve karışık yiyecekleri reddediyorsa her besin çocuğa tek başına sunulmalıdır.
  • Çocuk, büyük parçalı besinleri ısırmakta zorlanıyor ya da ağzından çıkarıyorsa yemekler çocuğun tek lokmada alabileceği şekilde hazırlanmalıdır.
  • Eğer çocuk susadığını fark etmiyor ise çocuğa belirli aralıklarla su verilmeli ve bu durum teyit edilmelidir.
  • Çocukta otizm spektrum bozukluğu ile birlikte epilepsi de bulunuyorsa çocukta gerekli değerlendirmeler sonucu ketojenik diyete geçilmeli ve çocuğun bu süreçte diyete uyumu izlenmelidir.
  • Çocukta sebebi belirlenemeyen ekstra gastrointestinal problemler görülüyorsa çocuk daha ayrıntılı tarama için pediatri uzmanına yönlendirilmelidir.
  • Çocuğun kan değerlendirmesi ayrıntılı bir şekilde yapılmalı ve herhangi bir vitamin-mineral eksikliği saptandıysa gerekli supplemantasyonlar yapılmalıdır.
  • Kabızlık, ishal, kronik karın ağrısı durumlarında çocuğun diyetinde posa miktarı artırılmalı gerekiyorsa prebiyotik/probiyotik kullanımına teşvik edilmelidir.
  • Çocukta belirlenen bir obezite varsa aile bu konuda sıkıca eğitilmeli evde obeziteye yol açacak yüksek enerjili yiyeceklerin evde bulundurulmaması öğretilmelidir.

Tüm bu yaklaşımlar otizm spektrum bozukluğu bulunan çocuklar için aileyle birlikte yürütebilecek alternatif beslenme önerileridir. Ancak hala bazı konularda kesin sonuçlara varılamamasından ötürü otizm spektrum bozukluğu ve beslenme konusunda daha geniş ve kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.

Diyetisyen Güliz Akkaynak

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu