Facebook Pixel

Polikistik Over Sendromu ve 10 Adımda Beslenme Tedavisi

Polikistik Over Sendromu

polikistik over sendromu tedavisi

Polikistik over sendromu (PKOS), vücutta çok fazla miktarda androjen hormonu üretilmesinden dolayı yaşanan endokrin bozukluktur. Üreme çağındaki kadınlarda görülme sıklığı %5-8 arasındadır ve adet düzensizliği veya hiç adet görememe ile ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte akne, tüylenme, kilo artışı, saç dökülmesi gibi durumlar yaygın PKOS semptomları arasındadır. Genetik yatkınlık ve obezite (özellikle abdominal obezite) hastalık riskini arttıran faktörlerdir. PKOS’lu kadınların yaklaşık %50’si obezite veya fazla kiloya sahiptir ve kontrol altına alınmadığında kişiler kardiyovasküler hastalık, yüksek tansiyon, Tip2 diyabet, insülin direnci, dislipidemi, uyku apnesi riski altındadır. PKOS’lu kişiler diyet ve yaşam tarzı değişikliği ile semptomları ve yaşanabilecek medikal hastalıkların riskini azaltabilirler.

İnsülin, pankreasın beta hücrelerinden salgılanan ve kan şekeri regülasyonu sağlayan bir hormondur. Genellikle PKOS’lu kadınların insülin seviyeleri, normal seviyeden daha yüksek olduğu gözlenmiştir. İnsülin, vücuttaki glikozun enerjiye dönüşmesine yardımcı olur. İnsülin üretiminin yetersiz olduğu veya insülin direnci gelişen kişilerde, kandan hücrelere glikoz girişi zorlaşır bunun sonucunda da kan şekeri yükselir. Vücut kan şekerini normal seviyelerde tutmak için insülin üretimini arttırır. Yüksek seviyedeki insülin ise androjen hormonlarının daha çok üretilmesine neden olabilir. İnsülin direnci nedenlerinden biri de fazla kilodur ve insülin direnci kilo vermeyi zorlaştırabilir, bu nedenle PKOS’lu kadınların kilo vermesi biraz daha zordur. Fakat dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve hayat tarzı iyileştirmesi ile bu zorluğun üstesinden gelinebilir.

10 Adımda Beslenme Tedavisi

  1. Beslenmenizde düşük glisemik indekse sahip ve posadan zengin tam tahıllı ürünlere, kurubaklagillere, sebze ve meyvelere yer vermelisiniz.
  2. Doymuş yağ alımını azaltmak amacıyla kırmızı et, kümes hayvanları, süt ve süt ürünleri yağsız veya düşük yağlı tercih etmelisiniz. Kaymak, tereyağı, krema gibi doymuş yağdan zengin yiyeceklerin tüketimine dikkat edilmelidir.
  3. Omega-3 yağ asitleri alımı açısından haftada 2 kez balık tüketilmelidir. Palamut, uskumru, somon, sardalya, hamsi iyi birer omega-3 kaynağı balıklardır.
  4.  Pişirme yöntemi olarak kızartma yerine ızgara/haşlama/fırın tercih etmelisiniz.
  5.  Beslenmenize yağlı tohumlar (badem, fındık, ceviz), kırmızı meyveler (yaban mersini, çilek, vişne, böğürtlen…), pancar, zerdeçal, zencefil, yeşil çay, soğan, sarımsak, zeytinyağı, yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, brokoli, lahana, kereviz…) gibi anti-inflamatuar besinleri ekleyebilirsiniz.
  6. İşlenmiş et ürünleri, hamur işleri, abur cuburlar, hazır meyve suları, fast-food ve paketli gıdalardan uzak durmalısınız.
  7.  Günde 2,5-3 litre su mutlaka içmelisiniz.
  8. Haftada en az 150 dakika orta şiddetli rutin egzersiz yapılmalıdır. Tempolu yürüyüş, sabit bisiklet, koşu, yüzme ve hafif yürüyüş orta düzey egzersizlere örnek verilebilir.
  9. Alkol ve sigara tüketiminden uzak durmalısınız.
  10. Stresten uzak durmalı ve 7-8 saatlik kaliteli uyku uyumalısınız.

Diyetisyen Buse ŞAHİN

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu