Facebook Pixel

İlişkilerdeki Yapıcı Tutumlarda Aktif Dinlemenin Rolü

Önceki yazım olan “İlişkilerde Mahşerin Dört Atlısı” yazısında da belirttiğim gibi, yazının devamı olarak ilişkilerdeki yapıcı tutumun oluşumu ve bunda aktif dinleme ve önemini bu yazımda ele alacağım.

İlişkilerinizde karşı tarafı dinliyor musunuz yoksa sadece duyuyor musunuz? Bu soru aslında çok basit duruyor değil mi? Muhtemelen çoğumuzun cevabı “elbette dinliyorum” şeklinde olsa da aktif dinlemek ve duymak arasındaki farklara göz atmakta fayda var çünkü aktif dinleme ilişkilerimizde yapıcı tutumları oldukça destekler ve iletişimde önemli bir yer tutar.

Gerçekten Dinliyor Musunuz Yoksa Duyuyor Musunuz?

aktif dinleme

Dinleme eylemi, duyma duyusunu da kapsar ama duyduğunuz her şeyi dinlemezsiniz. Kısaca, dinlemek odak gerektirirken duymak bilinçsizce de yapılabilir. Gerçek dinleme, psikolojide daha çok kullanılan tabirle aktif dinleme dediğimiz olay da Mindfulness Terapi Ekolünde bahsedilen “anda kalmak”la doğrudan ilişkilidir. Mindfulness ekolüne göre geçmiş ve geleceğe hemen odaklanabilen zihni, bu ekolün tanımına göre “uçuşan zihinlerimizi”, şu ana çekmek gerekir ve bunu yapmanın etkili yollarından biri de dikkatimizi duyu organlarımızla o andaki hissettiklerimize yöneltmekten geçer. Yani Mindfulness Ekolüne göre anda kalabilmek ve dinleyebilmek için duyu organlarımızla bilinçli bir bağ kurmak, öylesine duymak yerine ne duyduğumuza dikkat etmek gerekir.

Aktif dinlemenin diğer şartları, bizim beden dilimizde ve mimiklerimizde yani sözsüz iletişimimizde saklıdır. Düşünün, ne zaman karşınızdakinin sizi gerçekten dinlediğini hissettiniz? Beden dili, duruşu, mimikleri nasıldı?

Eğer dikkat ettiyseniz, sizi gerçekten dinleyen kişilerin beden dili, duruşu, mimikleri de size eşlik eder.

Size daha eğilmiş bir beden duruşu, yerinde yapılan kafa sallayışları ve “hıhı” tarzında onaylayıcı sesler, anlattıklarınıza uyumlu yüz mimikleri aktif bir şekilde dinlendiğinize dair işaretlerdir. Bu mimik ve beden dilini daha iyi analiz edebilmek için sizi aktif dinlediğini düşündüğünüz birini gözlemlemeniz, aktif dinlemenin beden diline nasıl yansıdığı hakkında size bilgi verecek, daha iyi anlamanızı sağlayacaktır.

Aktif dinlemek, adından da anlaşılabileceği gibi aktif bir katılım sağlamaktan geçer. Sanılanın aksine dinlemek aslında bir eylemdir ve aktiflik gerektirir, hatta çoğu zaman söylemekten daha yorucu bir eylemdir. Gerçekten karşınızdaki kişide kaldığınızı, onu tüm dikkatinizle dinlediğinizi ve başka bir şey düşünmeden, sonra ne söyleyeceğinizi düşünmeden, o gün ne yemek yiyeceğinizi düşünmeden, yapacağınız işleri düşünmeden sadece ve sadece o kişinin dediklerine odaklandığınızı hayal edin. Buradan da anlaşılabileceği gibi, tıpkı Mindfulness Ekolünün bahsettiği anda kalabilmek ve sonrasında aktif dinlediğimizde beden ve mimiklerimizin de bize eşlik etmesi, aktif dinlediğimize dair işaretlerdir. Aktif dinleme işaretlerinden sonra, nasıl aktif dinleyici olabileceğimiz ve stratejiler hakkında da biraz bilgi vermek isterim.

Etkili Bir Dinleyici Olmak ve Stratejiler

aktif dinleme stratejileri

Etkili bir dinleyici olabilmek aşağıdaki becerileri gerektirir:

  • Aktif dinlemek
  • Konuya ve karşıdaki kişinin anlattıklarına ilgili olmak
  • Karşımızdaki insanı samimiyetle anlamaya çalışmak
  • Saygılı olmak
  • Karşımızdaki kişinin aktardıklarını değerlendirerek dinlemek ama yargılayıcı olmamak
  • Konuşmaya ilgili yerlerde dahil olup uygun cevaplar verebilmek
  • Hedefte/anda kalabilmek
  • Anlaşılmayan yerde sorular sorup doğru anlaşılmaya teşvik edebilmek

Yukarıdaki maddelerden de anlaşılabileceği gibi, etkili birer dinleyici olmak çok önemlidir. Kolay olmayan özellikler barındırmakla birlikte etkili iletişimin de ayrılmaz bir parçasıdır. Peki ilişkilerimizde bu kadar önemli bir yer tutan ve yapıcı tutumda da bu kadar etkisi olan etkili birer dinleyici olabilmek için ne tür stratejiler izlenebilir?

Etkili ve Aktif Dinleme Stratejileri

aktif dinleme nasıl yapılır

 

  1. Karşımızdaki konuşurken sadece onun dediklerine odaklanmak ve susabilmek: Bu madde kolay gibi dursa da belki de uygulaması en zorlarından biridir çünkü genelde kafamızda konuşma fikri varken karşımızdakine odağı çevirip tam olarak dinleyemeyiz çünkü ne söyleyeceğimizi düşünürüz. Halbuki bu tutum, tartışmalara ve yanlış anlaşılmalara neden olabilir çünkü karşımızdakini dinlemediğimiz için onu yanlış anlayıp sadece tepki göstermiş oluruz. Bunu yapmak yerine konuşmamızı durdurup karşımızdakini anlamaya çalışmak daha yapıcı bir süreci başlatacaktır.
  2. Aradaki duraksamalara saygılı ve sabırlı olmak: Konuşurken hepimizin başına duraksamalar, cümlemizin karıştığı anlar gelmiştir. İşte bu anlar için karşımızdakine saygı gösterip onun sözünü kesmek yerine sözünü bitirmesine anlayış göstermek, iletişimimizi ve dinleme yeteneklerimizi güçlendirecek bir unsurdur.
  3. Büyük resmi görebilmek: Karşımızdakinin söyledikleri kadar söylemedikleri, yani sözsüz iletişimine de dikkat etmek karşımızdakini tam anlamıyla anlayabilmek ve aktif dinleyebilmek adına çok önemli bir tutumdur. Sadece sözlere değil, karşımızdaki insanın duruşuna, beden diline, davranışlarına da dikkat etmek dinlemeyi tamamlayıcı unsurlardır. Zıtlık ya da uyumsuzluk fark edildiğinde sormak ya da değerlendirmek iletişim becerilerimizi güçlendirir.
  4. Empatik birer dinleyici olabilmek: Herkes özünde anlaşılmak, görülmek ister. Bu nedenle dinlerken “seni anlıyorum” mesajını verebilmek çok değerli ve yapıcı bir tutumdur. Bunun için de karşımızdaki kişinin söylediklerini ve sözsüz iletişimini iyi takip etmek gerekir. Empati yapmak, bilindiği gibi karşımızdaki kişinin duygusuna girmek değil, karşımızdaki kişinin duygusunu anladığımızı gösterebilmekten geçer. Bunu yapabilmenin en kolay yolu da karşımızdakinin duygusunu ve söylediklerini tam olarak algılayıp ona farklı cümlelerle yansıtmaktır.
  5. Önyargılardan kaçınarak dinlemek: Bu da tıpkı ilk madde gibi kolay dursa da uygulamaya geçirirken epey zorlanılan maddeler arasında yer almaktadır. Önyargılarımız aslında bizi koruyan genellemelerimizdir ve kurtulması kolay değildir. Bu yüzden bizler farkında olmadan onlar zihnimizde arka planda çalışır ve biz birini dinlerken bir anda yargıda bulunduğumuzu görebiliriz. Fakat her genelleme gibi, bu genelleme kalıpları da her şarta uygun olmayacağından bu durumu gözeterek karşımızdakini dinlemek, iletişim içinde daha az sinirlenmemizi ve daha anlayışlı olabilmemizi sağlar.

Aktif dinlemek ve etkili bir dinleyici olabilmek konusundaki bu yazımı, Rachel Naomi Remen’in çok sevdiğim sözlerden biriyle bitirmek istiyorum:

Bir insanla bağ oluşturmanın en temel ve güçlü yolu dinlemektir. Sadece dinleyin! Belki de birbirimize verdiğimiz en önemli ve değerli şey dikkatimizdir. Sevgi dolu bir sessizlik en iyi niyetli sözlerden bile daha güçlü bir iyileştirici ve bağlayıcıdır.

Psikolojik Danışman Billur BOZKURT

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu