Facebook Pixel
Trend

D Vitamini Eksikliği ve Tüm Detaylar

Bir Diyetisyen olarak bu yazımda sizinle D Vitamini hakkında merak ettiğiniz tüm detayları paylaşacağım. Örneğin; D vitamini nedir? D vitamini eksikliği belirtileri nelerdir? Nelerde var? D vitamini faydaları nelerdir? Ve daha bir çok sorunun cevabına gelin birlikte bakalım.

D Vitamini Nedir?

d vitamini nedir

Balık yağı ve güneş ışığının raşitizmi (kemik dokusu ve büyüme plakalarının mineralizasyonunda bozulma) iyi ettiği daha 19. yüzyılda bilinmekteydi. Ancak, raşitizmin bir vitaminin eksikliğinden ileri geldiği 20. yüzyılda saptanabilmiştir. Raşitizmin deneysel olarak sıçanlarda da oluşturulmasından sonra, balık yağında raşitizmi tedavi eden bileşiğin vitamin A olmayıp yağda eriyen başka bir bileşik olduğu anlaşılmıştır. Mc Collum 1922 yılında balık yağında vitamin A’yı etkisiz hale getirdikten sonra D vitaminini izole etmiş, 1924 yılında da bazı besinlerin ultraviyole ışınlarına tutulması sonucu raşitizmi tedavi edici özelliği kazandıkları gösterilmiştir. D vitamini bu şekilde keşfedilmiştir.

D vitamini, yağda çözünen bir vitamindir.

Sadece bir vitamin değil aynı zamanda bir hormondur. Vitamin  D, vücuda vitamin D olarak veya vücut dokusundaki ön öğenin ultraviyole ışını aracılığıyla vitamin D’ye çevrilmesi ile alınabilir. D vitamini balık yağı dışındaki besinlerde önemsiz miktarlarda bulunur.

Çok az yiyecek doğal olarak D vitamini içerir (sardalya, ringa balığı, ton balığı, uskumru, somon gibi yağlı balıklar, morina karaciğeri yağı, yumurta sarısı, karaciğer, organ etleri). Bu nedenle ultraviyole radyasyonundan sonra dermal sentez, D vitamini elde etmenin ana yolu olmaya devam etmektedir. D vitamininin diğer vitaminlerden ayırt edici özelliği güneş ışığı ile vücutta sentez edilebiliyor olmasıdır.

D Vitaminin Fonksiyonları

Ana fonksiyonu vücuttaki kalsiyum dengesini sağlamaktır. Kalsiyum ve fosfor metabolizması ile ilgilidir. Emilimlerinde görev alır. Böbreklerden geri emilimlerini artırır. Kemiklerde depolanmalarını sağlar. Vitamin D yokluğunda kalsiyum emilimi %10-15 iken, vitamin D varlığında %30-80’e çıkmaktadır. D vitamini kemik oluşumunda görevlidir. Bu görevini A ve C vitamini ile birlikte gerçekleştirir.

D Vitamini Ve Kemik Sağlığı

d vitamini kemik sağlığı

Gelişmiş ülkelerde yaygın olmayan hastalıklar olmasına rağmen, şiddetli D vitamini eksikliği bebeklerde veya çocuklarda raşitizme ve yetişkinlerde osteomalasiye neden olabilir. Bununla birlikte, belirti göstermeyen D vitamini eksikliği daha yaygındır ve osteoporoz ve daha yüksek düşme veya kırık insidansı ile ilişkilidir.

Kemik mineral birikimi hamilelikte, özellikle üçüncü trimesterde başlar. Kemik kütlesi doğumdan yetişkinliğe kadar yaklaşık 40 kat artar ve kemik kütlesinin % 90’ı yaşamın ikinci on yılının sonunda elde edilir. Çocukluk ve ergenlik, kemik mineral birikimi için kritik dönemlerdir. 2010 yılında yapılan bir halk sağlığı değerlendirmesi, sağlıklı çocuklara kalsiyum takviyesinin kırık insidansını önemli ölçüde azaltmadığı sonucuna varmıştır. Önerilen kalsiyum alımını karşılayan sağlıklı ve dengeli bir diyet, rutin kalsiyum takviyelerinden üstündü. Bununla birlikte, sınırlı doğal Vitamin D kaynakları ve çoğu çocuk ve adolesanın yetersiz güneşe maruz kalmaları nedeniyle, Vitamin D takviyesi gerekmektedir.

D Vitamini Düşme Ve Kırılmaları Önleyebilir Mi?

D vitamini, kalsiyum dengesi ve kemik metabolizması için gerekli olduğundan, Vitamin D takviyesi ve düşme ve kırılmaların önlenmesi tartışılmaya değerdir. Bununla birlikte, kanıtlar çelişkili. Çeşitli meta-analizler, özellikle Vitamin D düzeyleri düşük olanlarda, günde 700-1000 IU Vitamin D takviyesi sonrasında yaşlılarda düşme riskinin azaldığını göstermiştir. 2007’de yapılan bir meta-analiz, kombinasyon yaklaşımının (günlük 800 IU D vitamini + 1200 mg kalsiyum) hastanede yatan hastalarda kalça kırıklarını ve ölümü azaltmada daha etkili olduğu sonucuna varmıştır. Bununla birlikte, sonraki incelemeler, D vitamininin tek başına veya kalsiyum ile kombinasyon halinde, toplumda yaşayan yetişkinlerde düşme ve kırık riskini önemli ölçüde azaltmadığını belirtmiştir. Ayrıca, D vitamini ve kalsiyum ile kombinasyon tedavisi böbrek taşı görülme sıklığını artırabilir. Yüksek doz Vitamin D (yılda tek yüksek doz 500000 IU, kronik serum 25(OH)D>40 ng/mL ile sonuçlanır) kullanıldığında düşme ve kırık riskinin daha da yüksek olduğunu bulmuştur, bu nedenle aralıklı yüksek dozdan kaçınılmalıdır.

D Vitamini Ve Bağışıklık Sistemi

bağışıklık sistemi

D vitamininin doğuştan gelen ve kazanılmış bağışıklık üzerinde doğrudan etkileri bulunmaktadır. Ayrıca hücre farklılaşmasında da rol oynar. Vitamin D ile bazı hastalıklar arasındaki ilişkiler aşağıda tartışılmaktadır.

Tüberküloz

D vitamini eksikliği ile tüberküloz arasında bir ilişki vardır. 2008 yılında ultraviyole-B radyasyonunun tüberküloz tedavisi üzerinde olumlu etkileri olduğu bildirildi. Ancak bir çalışma Vitamin D takviyesinin klinik sonuçlarda önemli bir gelişme göstermediği sonucuna varmıştır.

Solunum Yolu Enfeksiyonları

25(OH)D seviyesi ile üst solunum yolu enfeksiyonu gelişme riski arasında ters bir ilişki bulunmuştur. 25(OH)D <20 ng/mL ile doğan yenidoğanlar, 25(OH)D >30 ng/mL’ye kıyasla, 1 yaşında altı kat daha yüksek solunum sinsityal virüsü ile ilişkili bronşiolit riskine sahipti. 2017’de 25 çalışmanın yakın tarihli bir meta-analizi, ciddi vitamin D eksikliği (<10 ng/mL) olan hastalarda vitamin D takviyesinden sonra akut solunum yolu enfeksiyonu insidansının azaldığını göstermiştir.

Astım

Hamilelik sırasında anneden Vitamin D alımı, çocukların daha sonra hırıltılı solunum atakları geliştirme riskiyle ilişkili olabilir. Kesitsel bir çalışma, astım ve sağlıklı gruplar arasındaki 25(OH)D seviyesini gözlemledi. Vitamin D konsantrasyonunun vital kapasite (FEV1/FVC) oranı ile doğrudan ilişkili olduğunu ve FEV1 ile 25(OH)D düzeyinin daha düşük astım durumuyla ilişkili olduğunu gösterdi.

Atopik Dermatit

Bir araştırma, atopik dermatitli hastalarda serum 25(OH)D seviyesinin daha düşük olduğunu gösterdi. Küçük bir randomize klinik çalışma, kışla ilişkili atopik dermatitli çocuklarda D vitamini desteğinin faydalı etkilerini de buldu. Aksine, 2012’deki bir başka sistematik inceleme, vitamin D müdahalesi sonrasında klinik sonuçlarda (kaşıntı, uyku kaybı, alevlenme sayısı) önemli bir fayda göstermedi.

Bununla birlikte, raporlar D vitamini durumu ile bu hastalıklar arasındaki ilişki konusunda çelişkili olduğundan, şu anda takviye önerilmemektedir.

D Vitamini Ve Diğer Sistemik Etkiler

D vitamini hücre işlevi ve farklılaşmasında etkinlik gösterir. Bu etkinliklerinden dolayı D vitamininin; kanser, kardiyovasküler hastalıklar, sedef, multipl sklerozis (MS), tip 1 diyabet, inflamatuar bağırsak hastalığı gibi hastalıklarla ilişkili olduğu bildirilmiştir. Bazı araştırmalarda Vitamin D yetersizliğinde MS riskinin arttığı, D vitamini desteğiyle atakların azaldığı gösterilmiştir.

Gözlemsel çalışmalar, vitaminin eksikliği ile hipertansiyon veya kardiyovasküler olay riski, daha yüksek kanser insidansı, daha fazla kas-iskelet ağrısı veya migren ve şizofreni, demans veya depresyon gibi nöropsikiyatrik bozukluklar arasındaki ilişkiyi göstermiştir. Bununla birlikte, bu hastalıkların tedavisinde veya önlenmesinde Vitamin D müdahalesine ilişkin mevcut kanıtlar eksiktir.

Özetle D Vitamini;

  • Kalsiyum ve fosfor metabolizmasını düzenler.
  • Kemik oluşumunda görevlidir.
  • Osteoporozisi önler.
  • Bağışıklık sisteminde görev alır.
  • Deride tümör oluşumunu önler.
  • Sedef hastalığını iyileştirdiği bildirilmiştir.

D Vitamini Eksikliği

d vitamini eksikliği

İnsan vücudunun Vitamin D durumunun en iyi göstergesi serum 25(OH)D konsantrasyonudur. Tıp Enstitüsü (IOM), iskelet sağlığı için 20 ng/mL‘lik bir serum seviyesinin optimal olduğu sonucuna varırken, Endokrin Topluluğu (ENDO), Uluslararası Osteoporoz Vakfı (IOF), Ulusal Osteoporoz Vakfı (NOF) ve Amerikan Geriatri Derneği (AGS) hastalıkların önlenmesi için en az 30 ng/mL‘ye ihtiyaç olduğunu belirtmektedir.

nmol/Lng/mLTanı
<30<12D vitamini yetersizliği
30-5012-20Bazı insanlar için yetersiz sayılabilir, riskli düzey
>50>20Popülasyonun %97’si için yeterli D vitamini düzeyi

D Vitamini Eksikliği Belirtisi

D vitamininin yetersizliği ile ilgili belirtiler genellikle iskelet sisteminde görülür. İskelet sistemindeki belirtilerle ortaya çıkan hastalıklar raşitizm, osteomalasi ve osteoporozdur.

  • Rikets (Raşitizm)
  • Osteomalasi
  • Osteoporoz
  • Otoimmün hastalıklar
  • Hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalıklar
  • Romatoid artrit
  • Bazı kanser türleri (prostat, kolon, meme)
  • Merkezi sinir sistemi hastalıkları

D Vitamini Eksikliğinin Risk Faktörleri

risk faktörleri

  • Yetersiz dermal Vitamin D sentezi
  • Koyu ten (Melaninin (derideki renk pigmenti) çok olduğu esmerlerde güneş ışığının etkisi daha azdır.)
  • Bebekler ve büyüme çağındaki çocuklar
  • Yaşlılar (Yaş ilerledikçe deri altı D vitamini sentezleme kapasitesi azalır.)
  • Obezite (Obez insanlar, yağ dokusunda vitamin D’nin tutulması nedeniyle daha yüksek risk altındadır.)
  • Ultraviyole-B maruziyetinin fiziksel olarak engellenmesi (kapalı giyim, kapalı kadınlar, kapalı yerlerde yaşayanlar, güneş kremi kullanımı – Güneş enerjisine daha az maruz kaldıklarından D vitamini sentezi kısıtlıdır.) (SPF 8 ve üzeri güneş kremleri UV ışınlarını engelleyerek Vitamin D sentezini azaltır. SPF 30 güneş kremi, D vitamini üretimini %95 oranında azaltabilir.)
  • Coğrafi ile ilgili faktörler (daha yüksek enlem, kış mevsimi, daha düşük rakım) (33° enlemin ötesindekiler, eğik açı ve atmosferdeki güneş ışığının daha uzun yolu nedeniyle çok az UVB alabilir. Hava kirliliği ve bulut gölgeleme, güneşe maruz kalmayı daha da sınırlayabilir. UVB miktarı, daha yüksek rakımlarda ve güneşli alanlarda daha yüksektir.)
  • Yetersiz D vitamini alımı
  • Dengesiz beslenme
  • Vejetaryenler, yeme bozuklukları (anoreksiya nervoza, bulimiya nevroza) (Dengesiz beslenme nedeniyle Vitamin D eksikliği yaşama olasılığı daha yüksektir.)
  • Emilim bozukluğu olan hastalar
  • Malabsorpsiyon sendromu
  • Bağırsak malabsorpsiyonu (Çölyak hastalığı, Crohn hastalığı, ülseratif kolit)
  • Pankreas yetmezliği (Kistik fibrozis)
  • Kolestaz sendromu (Biliyer atrezi)
  • Bağırsak rezeksiyonunu takiben (kısa bağırsak sendromu)
  • Perinatal faktörler
  • Hamilelik sırasında maternal D vitamininin eksikliği
  • Gebe-emzikli kadınlar
  • Prematüre
  • Üç ila altı aylıktan sonra yalnızca anne sütüyle beslenenler
  • Genetik veya endokrin bozukluklar
  • Kronik karaciğer/böbrek hastalıkları
  • Hiperparatiroidizm, büyüme hormonu eksikliği, diyabet
  • D vitamininin kalıtsal direnci
  • İlaçlar
  • Antikonvülsanlar (Karbamazepin, fenitoin, fenobarbital, topiramat) (D vitamininin yıkımını artırarak D vitamininin eksikliğini artırabilir.)
  • Bazı epileptik ilaçları kullananlar (Bu ilaçlar D vitamininin karaciğerdeki metabolizmasını değiştirir.)
  • İnsan immün yetmezlik virüsünü tedavi etmek için antiretroviral ajanlar (Vitamin D yıkımını artırarak D vitamini eksikliğini artırabilir.)
  • Azol antifungal ajanlar (Ketokonazol)
  • Glukokortikoid (Kronik yüksek doz glukokortikoidli hastalar, bağırsak D vitaminine bağımlı kalsiyum emiliminin engellenmesi nedeniyle daha fazla vitamin D gerektirir.)

D vitamini eksikliği ile ilgili olası nedenler yukarıda özetlenmiştir.

D vitamini sentezi güneş ışığı ile temasın süresine ve yoğunluğuna bağlıdır. Güneş ışığının dik geldiği yaz aylarında Vitamin D oluşumu fazla, eğik geldiği kış aylarında ise yetersizdir. Ultraviyole-B, sabah 10 ile öğleden sonra 3 arası saatlerde daha yaygındır. İlkbahar, yaz ve sonbaharda 10:00-15:00 saatleri arasında 10-15 dakika güneşe maruz kalmak (kollar ve yüz veya kollar ve bacaklar/eller) açık tenli popülasyonlarda yeterli D vitamini üretebilir. Bununla birlikte, daha koyu tenli bireyler yeterli D vitamini sentezi için daha fazla güneş ışığına maruz kalmaları gerekmektedir.

Bebekler ve adolesanlar, doğumdan sonra ve ergenlik döneminde hızlı iskelet büyümesi nedeniyle risk altındaki popülasyonlardır. Bir araştırmada raşitizm vakalarının %96’sının emzirilen çocuklarda meydana geldiğini göstermiştir. Vitamin D eksikliği olan annelerde anne sütünün (15–50 IU/L) bile çok az Vitamin D içerdiği bilindiğinden, yalnızca anne sütüyle beslenen bebekler, özellikle Vitamin D eksikliği olan annelerden doğan bebekler, raşitizm için daha fazla risk altındadır. Erken doğmuş bebekler, üçüncü trimesterde transplasental Vitamin D transferi eksikliği ve doğum sonrası hastanede ihmal edilebilir düzeyde güneşe maruz kalma nedeniyle Vitamin D eksikliğine daha da yatkındır.

D vitamini dermal sentezinde yaşa bağlı düşüşler, azalan hidroksilasyon oranı ve hedef dokuların daha kötü yanıtı, yaşlılarda D vitamini eksikliği riskinin arttığını daha da açıklamaktadır. Araştırmalar, çocukların, özellikle de bebeklerin, daha büyük yüzey alanı/hacim oranı ve daha iyi vitamin D üretme kapasitesi nedeniyle, yeterli miktarda vitamin D üretmek için yetişkinlere göre daha az güneşe maruz kalmaya ihtiyaç duyabileceğini göstermiştir.

D Vitamini Gereksinimi

Kalsiyum ve D vitamini için diyet referans alımı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir (Tıp Enstitüsü-IOM).

YaşKalsiyumD Vitamini
Önerilen alım miktarı (IU/gün)Üst alım miktarı (IU/gün)Önerilen alım miktarı (IU/gün)Üst alım miktarı (IU/gün)
0-6 ay20010004001000
6-12 ay26015004001500
1-3 yaş70025006002500
4-8 yaş100025006003000
9-18 yaş130030006004000
19-50 yaş100025006004000
51-70 yaş (erkek)100020006004000
51-70 yaş (kadın)120020006004000
>70 yaş120020008004000
14-18 yaş (gebe/emzikli)130030006004000
19-50 yaş (gebe/emzikli)100025006004000

12 aya kadar bebekler için vitamin D önerilen diyet alımı (RDA) günlük 400 IU ve 1-18 yaş arası çocuklar için 600 IU’dur. Transplasental maternal vitamin D, fetal depoyu oluşturabilir. Bununla birlikte, D vitamini eksik annelerden doğan bebekler bile, erken bebeklik döneminde tamamlanmazsa, 8 haftalık yaşamdan sonra vitamin D eksikliği yaşayabilir. Bebeklerin sadece bebek bezi giyerek haftada 30 dakika veya tamamen giyinik halde haftada 2 saat güneş ışığına maruz kalmasıyla yeterli miktarda vitamin dalabileceği bildirilmektedir. Amerikan Pediatri Akademisi, yaşamın ilerleyen dönemlerinde olası cilt kanseri riski endişesi nedeniyle, 6 aydan küçük bebeklerin doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaları gerektiğini, doğal gıda veya D vitamini takviyesi tercih edilmesini önermektedir. Bu nedenle, Amerikan Pediatri Akademisi ve Pediatrik Endokrin Derneği, yalnızca veya kısmen anne sütüyle beslenen bebeklerin yaşamlarının ilk birkaç günü içinde başlamak üzere günlük 400 IU D vitaminine ihtiyaç duyduklarını belirtmektedir. Obez çocuklara veya kronik ilaç kullananlara gelince, gereksinimler 2-4 kat daha fazla olabilir.

2010 yılında, Avrupa Pediatrik Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Derneği (ESPGHAN), prematüre bebekler için günde 800-1000 IU D vitamini, 110-130 mg kalsiyum ve 55-80 mg fosfor öneren bir kılavuz güncelledi. Preterm kemik sağlığı için gerekli. 2013’ün sonlarında, Amerikan Pediatri Akademisi ‘nin bir uzman raporu, çok düşük doğum ağırlıklı erken doğumlarda (<1500 g) günlük 200-400 IU Vitamin D ve >1500 g ağırlığındaki bebeklerde 400 IU önermiştir. Bu düşük dozaj, daha küçük prematüre bebek boyutuna göre ayarlanır ve yeterli 25(OH)D düzeylerine ulaşmak için nispeten daha düşük vitamin D ihtiyacı vardır.

70 yaşına kadar olan yetişkinler için vitamin D’nin günlük alım miktarı günlük 600 IU ve 71 yaşından büyüklerse 800 IU’dur. Vitamin D alımı genellikle yaşlılarda düşük olduğundan ve güneşe daha az maruz kalındığından, yaşlılara günlük en az 600-800 IU takviye yapmalarını tavsiye etmek mantıklıdır. Amerikan Geriatri Derneği ve Ulusal Osteoporoz Vakfı, düşme ve kırılmaları önlemek için 65 yaşın üzerindeki yetişkinler için daha da yüksek bir doz (günde 800-1000 IU) önermektedir.

Hamilelik veya emzirme dönemindeki kadınlara gelince, günlük 600 IU’dur ve diğer yetişkinler için temel gereksinimle aynıdır. Gebelik sırasında optimal 25(OH)D konsantrasyonu konusunda fikir birliği yoktur, 20 ng/mL minimum kabul edilebilir olarak kabul edilir. Daha yüksek enlemlerde yaşayan veya kış aylarında hamile olan beyaz olmayan kadınlar için daha yüksek vitamin D takviyesi (günlük 1000 IU) gerekli olabilir.

D Vitamini Kaynakları

D vitamini gereksinimi esas olarak güneş yoluyla sağlanır. Besinsel kaynakları oldukça sınırlıdır.

Zengin kaynakları: Balık karaciğeri yağı, yağlı balıklar, karaciğer

Orta kaynakları: Yumurta sarısı

Düşük kaynakları: Süt, peynir, tereyağı

D Vitamini Takviyesi

d vitamini takviyesi

Yetişkin D vitamini takviyesi, serum 25(OH)D konsantrasyonuna ve etkili emme kapasitesine bağlıdır. Normal emilim kabiliyeti olan hastalarda serum 25(OH)D, her 100 IU vitamin D3 için 0.7-1.0 ng/mL artabilir. Artış, başlangıç 25(OH)D düzeyleri daha düşük olan hastalarda daha büyük görünmektedir.

Vitamin D yetersizliği görüldüğünde, tedavi dozları da belirlenmiştir. 18 yaş altı çocuk ve gençlerin günlük 2000 (Haftada bir 50.000) IU vitamin D ile 6 haftada tedavi edilebileceği, serum 25(OH)D düzeyinin 30 ng/ml düzeyine çıktıktan sonra günlük alımın 600-1000 IU ile sürdürülmesi önerilmiştir. Yetişkinlikteki yetersizlik için günlük 6000, (Haftada bir 50.000) IU ile 8 hafta tedavi edilmesi, sonra 1500-2000 IU günlük alımın sürmesi önerilmiştir. Obez bireyler ve vitamin D metabolizmasını etkileyen ilaç kullananlar ile emilim bozukluğu sorunu olanların daha yüksek dozda Vitamin ile tedavi edilebileceği belirtilmiştir.

Yetişkinlerde vitamin D takviyesi için tedavi stratejileri aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

25(OH)D seviyesiD vitamini takviyesi
<10 ng/mL6-8 hafta boyunca haftada bir 50000 IU, ardından günlük 800 IU ile devam
10-20 ng/mLGünlük 800–1000IU
20-30 ng/mLGünlük 600-800 IU
Altta yatan malabsorpsiyon sendromuGünlük 10000-50000 IU

Serum 25(OH)D, tedaviden 3 ay sonra takip edilmelidir ve hedef serum seviyesine ulaşılamazsa daha yüksek dozaj gerekebilir.

Bununla birlikte, D vitamininin eksikliği olan hamile kadınlarda (6-8 hafta boyunca haftada 50000 IU) takviyenin güvenliği belirlenmemiştir. Bazı uzmanlar, günlük 600-800 IU vitamin D takviyesinin yavaş olmasını tercih etmektedir. Endokrin Topluluğu, hamile kadınlara günde 1000-2000 IU vermenin güvenli olduğunu belirtmektedir.

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından gebelere Vitamin D desteği, 12 haftalıktan itibaren (3. aydan itibaren) gebelik süresince altı ay ve doğum sonrası altı ay olmak üzere toplam 12 ay süreyle, annelere Vitamin D desteği uygulanmaktadır. Doğum öncesi dönemde ve doğum sonrası dönemde annelere uygulanacak vitamin D dozu, günlük tek doz olarak alınmak üzere 1200 IU (9 damla) olmalıdır. Bebeklerde vitamin D yetersizliğinin önlenmesi ve kemik sağlığının korunması amacıyla doğumun 15. gününden itibaren günde 400 IU (3 damla) en az 1 yaşın sonuna kadar verilmelidir.

D Vitamini Toksikasyonu Ve Komplikasyonları

Normal şartlarda toksisite oluşumu yoktur. Vitamin D intoksikasyonu genellikle, özellikle 100-150 ng/mL’nin üzerinde serum 25(OH)D ile uygun olmayan D vitamini takviyesi sonrasında ortaya çıkar.

Kabul edilebilir üst limitler; 6 aydan küçük bebek için 1000, 7-12 ay 1500, 1-3 yaş 2500, 4-8 yaş 3000, 9-18 yaş 4000, 19 yaş üstü için 10000 IU olarak belirlenmiştir.

Uzun süre güneş ışığına maruz kalma, previtamin D3 ve vitamin D3’ün inaktif metabolitlerine foto-dönüşümü nedeniyle aşırı D vitamini üretmez.

Akut Vitamin D zehirlenmesi, çoğunlukla kafa karışıklığı, baş ağrısı, polidipsi, poliüri, iştahsızlık, kusma ve kas güçsüzlüğü semptomları ile birlikte hiperkalsiüri ve hiperkalsemiye bağlıdır. Kronik Vitamin D zehirlenmesi nefrokalsinoza, kemik demineralizasyonuna ve ağrıya neden olabilmektedir.

Covid-19 Ve D Vitamini

Şu anda, covid-19 için spesifik bir aşı veya tedavi bulunmamaktadır ve altta yatan komorbiditeleri olan yaşlı bireyler, şiddetli hastalık için daha yüksek risk altındadır. SARS-CoV-2‘nin salgını ve hızlı yayılması, dünya çapında istikrarsız bir sonucu olan küresel bir sağlık tehdididir. Bu nedenle, çoğu insan için önemli olan, SARS-CoV-2 enfeksiyonunu önlemek için bağışıklık sistemini nasıl güçlendireceklerini veya ölümcül COVID-19 pandemisinin sonraki dalgalarından kaçınmak için hastalığın ilerlemesinin şiddetini nasıl kontrol edeceklerini bilmektir.

Vitamin D desteğinin COVID-19’un şiddetini ve ölüm oranını önlediğine dair net bir kanıt olmamakla birlikte COVID-19’un tedavisinde ve önlenmesinde potansiyel olarak etkili olabileceğini gösteren artan veriler vardır. Veriler, D vitamini seviyeleri ile COVID-19’un ciddiyeti ve ölüm oranı dahil olmak üzere sonuçlar arasında ters bağlantılar olduğunu göstermektedir.

Vitamin D hem doğuştan gelen hem de kazanılmış bağışıklığı modüle eder ve akut solunum yolu enfeksiyonu ile ilişkili komplikasyonları potansiyel olarak önleyebilir veya azaltabilir. D vitamini, immünomodülasyon yoluyla SARS-CoV-2 enfeksiyonunun önlenmesine yardımcı olabilir. Çalışmalar, D vitamininin COVID-19 enfeksiyonları ve ölüm riskini azaltmadaki olası rolünü desteklemektedir. Vitamin D desteğinin akut solunum yolu enfeksiyonlarını önlemede güvenli ve etkili olduğu gösterilmiştir. Yeni bir veri, viral replikasyonu doğrudan engelleyebilen ve ayrıca anti-inflamatuar ve immünomodülatör bir şekilde etkili olabilecek Vitamin D’nin antiviral etkilerini bildirmiştir.

Covid-19 hastalarında altta yatan hastalıklar, immünomodülatör etki gibi D vitamini eksikliğinin bazı özelliklerini artırabilmektedir. Bu da bu hastaları diğer hastalara göre vitamin D eksikliğinin etkilerine daha duyarlı hale getirebilmektedir. Vitamin D’nin bu hastalarda fonksiyonel bağışıklık tepkileri durumu ile antiviral durum arasında nasıl bir denge kurduğu henüz net değildir. Ayrıca, SARS‐CoV‐2 enfeksiyonu ile birlikte akciğerde yetersiz lokal vitamin D üretiminin Covid‐19 hastalarında ne kadar rol oynadığı açık değildir.

D vitamini desteğinin solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu etkileri olduğu gösterilmiştir; bu nedenle, bu küresel pandemi sırasında D vitamini eksikliği riski daha yüksek olan kişiler, dolaşımdaki 25(OH)D’yi optimal seviyelerde (75-125 nmol/L) korumak için D vitamini takviyesi almayı düşünmelidir. Yakın zamanda yapılan bir inceleme, COVID- 19 riskini ve şiddetini azaltmak için 50.000 IU kapsül içinde 200.000-300.000 IU vitamin D yükleme dozlarının kullanılmasını önermiştir. Birincil tedavi hedefi, yetersiz kanıt nedeniyle, 25 OH)D seviyesinin >50 nmol/L veya 20 ng/mL olmasıdır.

Çelişkili veriler mevcut olmasına rağmen, mevcut kanıtlar, bağışıklık sistemini destekleyen rollere sahip birden çok mikro besinle takviyenin bağışıklık fonksiyonunu modüle edebileceğini ve enfeksiyon riskini azaltabileceğini göstermektedir. Bağışıklık desteği için en güçlü kanıta sahip mikro besinler, C ve D vitaminleri ve çinkodur.

D vitamini seviyeleri ile covid-19 şiddeti ve ölüm oranı arasındaki ilişki konusunda yeterli kanıt yoktur. Bu nedenle, bu hipotezi test etmek için randomize kontrollü çalışmalar ve büyük ölçekli kohort çalışmaları gereklidir

Sonuç

D vitamini, sadece kemik sağlığı için önemli değil, aynı zamanda diğer birçok sistem için de faydalı olan temel bir besin ögesi, vitamin ve hormondur.

Amerikan Dermatoloji Akademisi, güneşten veya yapay kaynaklardan gelen UV radyasyonunun bilinen bir kanserojen olduğunu ilan etmiştir. Bu nedenle güneşe maruz kalma yoluyla D vitamini elde etmek güvenli veya verimli olmayabilir. Bu nedenle, doktorlar D vitamini eksikliği riski yüksek olan hastalara yeterli diyet veya tamamlayıcı vitamin D nasıl alınacağı konusunda bilgi vermelidir.

Vitamin D takviyesinin etkilerini değerlendiren ve 25(OH)D optimum serum düzeyini belirleyen araştırmalar devam etmektedir. Vitamin D takviyesi için başka öneriler de buna göre kişiselleştirilmelidir.

Ülkemizde kış mevsimi dışında her gün yarım saat kadar baş, yüz, el, kol, ayak ve bacakların güneş ışınlarıyla doğrudan temas ettirilmesi ile birlikte yeterli ve dengeli beslenme çerçevesinde her gün 1 yumurta, 2 su bardağı tam yağlı süt ya da ürünleri, haftada 1-2 kez yağlı balık tüketilmesiyle yetişkin insanlar D vitamini gereksinmelerini karşılayabilirler. Bu koşulları sağlayamayanlarda önerilen düzeyde ek D vitamini verilmesi gerekir. Bunun için 50.000 IU miktarında şişelerde satılan D3 vitamininden yararlanılmaktadır. Bunun 3 damlası 400 IU Vitamin D sağlar. Polivitamin, kalsiyum gibi hapları D vitaminiyle zenginleştirilen ürünler alınıyorsa içindekilerin de hesaba katılması gerekmektedir.

Diyetsiyen Merve Alnıaçık

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu